Son yıllarda vize reddi mektuplarında görmeye başladığımız "kamu güvenliği tehdidi" gibi ibareler, konsoloslukların inceleme alanlarını genişlettiğini gösteriyor. Peki, Instagram'da paylaştığınız o fotoğraf veya Twitter'da attığınız o tweet vize sonucunuzu etkiler mi?
Konsolosluklar Bakıyor mu?
Evet, özellikle ABD, İngiltere ve bazı Schengen ülkeleri (Almanya, Fransa gibi), başvuru formlarında sosyal medya hesaplarınızı talep etme hakkına sahiptir. Ancak her turist vizesi için detaylı bir "siber istihbarat" yapılmaz. İnceleme genellikle şu durumlarda derinleşir:
- Şüpheli Profil: Gelir beyanınız ile yaşam tarzınız arasında uçurum varsa.
- Politik Risk: Gideceğiniz ülkede siyasi eylemlere katılma ihtimaliniz sezilirse.
- Göç Şüphesi: Sosyal medyada "Yurtdışına nasıl kaçılır?" minvalinde paylaşımlarınız varsa.
Dijital Hijyen Nasıl Sağlanır?
Vize başvurusu öncesinde sosyal medya hesaplarınızda küçük bir temizlik yapmanız (dijital hijyen) faydalı olabilir:
- Tutarlılık: Formda "Asgari ücretle çalışıyorum" diyip, Instagram'da lüks yat tatilleri paylaşıyorsanız, bu bir "gelir kaynağı belirsizliği" şüphesi doğurur.
- Radikal İçerikler: Şiddet, nefret söylemi veya yasa dışı faaliyetleri öven içerikler kesinlikle kırmızı çizgidir.
- Profesyonellik: Linkedin profilinizin başvuru dosyanızdaki "İş Yeri ve Görev" bilgileriyle birebir uyuşması gerekir.
"Sosyal medya hesaplarınız, sizin dijital referans mektuplarınızdır. Onları kilitlemek yerine, güvenilir bir profil sergilemek için kullanın."